|
INTERNET
HAFTASI AÇILIŞ TOPLANTISI KONUŞMASI
Prof.
Dr. Namık Kemal PAK
TÜBİTAK
Başkanı
12
Nisan 2001
Değerli
Konuklar,
Varlık
nedenini, evrensel bağlamda bilimi ve bilimsel düşünceyi ülke
genelinde egemen kılmak olarak belirlemiş bir Kurumun Başkanıyım.
Internet'in doğum gününü kutlar hale geldiğimizi görmek, bugünlere
tanıklık etmek benim için çok özel bir anlam taşıyor. Çünkü ben,
misyonunu tanımlamakla kalmayıp gereğini yapmanın örneğini, Türkiye'de
Internet ateşini yakarak vermiş bir Kurumun Başkanıyım.
Dünyanın
son 20 yılına damgasını vuran da, yeni ekonominin temelini oluşturan
da aynı teknoloji: Bilişim yani Enformasyon ve İletişim Teknolojisi.
Bunun iki temel ögesi var: Bilgisayar ve Internet.
İlk
Elektronik Bilgisayar 1939’da J. Atanasoff ve C. Berry tarafından
icadedilmiş, Modern bilgisayarın, yani
hafızada depolama özelliğine sahip bilgisayarın mucitleri ise
bunun ilkelerini
birbirinden bağımsız olarak 1945’de ortaya koyan matematikçi
Alan Turing ve matematiksel fizikçi J. Von Neuman. Atanasoff-Clifford
Bilgisayarı 15 saniyede bir işlem yapabiliyormuş, günümüzde
saniyedeki işlem sayısı milyarlarla
ölçülüyor.
Internet’in
öncüsü olan ağ ARPAnet bir
ABD - Savunma Bakanlığı Geliştirme
Projesi sonucu 1969’da kullanıma
açılmış. İlk elektronik posta 1971’de gönderilmiş.
Modern
Internetin kuruluşu olarak CERN’deki bir fizikçi olan T. Barnes –
Lee’nin World Wide Web’i geliştirdiği tarih olan 1992 kabul
ediliyor.
Internet'in
Türkiye'ye girişinin önemi bağlamında doğru değerlendirmeler
yapabilmek için, bilgisayar ağlarının ülkemizdeki gelişim tarihçesine
kısaca göz atmak gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye’de
üniversiteler 1987 yılından başlayarak EARN’e (ABD’deki adıyla
BITNET) bağlandılar. Türkiye ucu üniversitelerin temsilcilerinden oluşan
bir danışma/yönlendirme kurulu (TUVEKA) tarafından koordine
edilmekteydi.
EARN
kendisini destekleyen teknolojilerin yetersizliğinden dolayı giderek çağdaş
ihtiyaçlara cevap veremez hale geldi. Dünyadaki bu yönelişi görerek
alternatif arayışlarına TÜBİTAK’da daha 1991 yılında başladık.
Dikkatlerinize sunmak isterim; bu tarih henüz www’in dünyada ortaya çıkmadığı
bir tarih. Bu evrede bir olumlu gelişme bu girişimin gerçekleşmesindeki
en büyük yardımcımız oldu. DPT-İleri Teknoloji Projeleri, tüm AR-GE
fonlarının tek elden koordineli ve etkin bir şekilde kullanımını sağlamak
amacıyla o tarihte TÜBİTAK’a devredilmişti. İlk ulusal AR-GE bütçe
uygulaması sayılabilecek bu uygulama, bu büyük ve tarihi girişimin
gerçekleştirilmesi için gerekli finans desteğini de kendiliğinden
ortaya çıkarmıştı. Gelişmeleri kronolojik sırada özetlersek;
-
Internet'e
bağlantı için NSF ve CERN'e başvuru (Aralık 1991)
-
NSFNET
ve CERN'den bağlantı için olumlu cevap (Mart 1992)
-
64
Kbit'lik hat için PTT'ye başvuru (Temmuz 1992)
-
İlk
yönlendiricinin (router) kurulması (Eylül 1992)
-
Türkiye’nin
ilk fiziksel Internet bağlantısının 23 Ekim 1992’de Hollanda’nın
NIKHEF Araştırma Merkezi
ile ODTÜ arasında x.25 kullanılarak yapılması
-
Internet'in
genel kullanıma açılması-TR-NET hayata geçiyor (12 Nisan 1993)
-
Türkiye'nin
aylık trafiği 20 Gigabyte'a ulaştı (Aralık 1994)
Internet'e
talebin yaygınlaşması, ticari kuruluşlara yönelik hizmetlerin özel
firmalar tarafından sağlanmaya başlanmasıyla TÜBİTAK, TR-NET oluşumu
içindeki geniş kapsamlı çalışmasını akademik sektör üzerine yönlendirmiştir.
Bu bağlamda tekrar organize
olma gereği duyarak 1996 yılında ULAKBİM'i kurmuştur. TR-NET ise bu süreç
sonunda özel bir şirkete dönüşmüştür.
Ulusal
Akademik Ağ’ın şu andaki durumu;
en yavaşı 64 Kbit’lik bağlantılardan başlayan ve 4 Mbit’e
kadar çıkan hızlarda omurga ağına bağlayan bir iç ağ, bu bağlantıları
destekleyen 34 Mbit’lik kapasitede bir omurga ağı, bu omurgayı 47
Mbit geliş hızında bir kapasite ile yurtdışına bağlayan hatlar şeklinde.
ULAKNET'in dış kapasitesinin 47 Mbit'e yükseltilmesi, ki bu dört
kattan fazla bir artışı ifade ediyor, iki aşamalı olarak Ağustos ve
Aralık 2000'de gerçekleştirildi.
Bugün ULAKNET’ten 1.5 milyon yüksek öğretim öğrencisi ve 120’yi
aşkın üniversite ve araştırma kuruluşundan 65.000 civarında
akademisyen ve araştırıcı yararlanıyor.
Bu
noktada TÜBİTAK’ın koordinasyonuyla Türkiye’nin ITC konusundaki
stratejilerini belirleme yolunda yapılan çok önemli bir çalışmaya değinmek
isterim: TUENA. Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı Anaplanı Hazırlama
Projesi-TUENA, hedefi/vizyonu,
ulusal enformasyon altyapısını kurarken;
-
Sürdürülebilir
gelişme için genel sosyo-ekonomik yararın en çoğa çıkartılması,
-
Enformatik
sektörünün donanım, iletişim hizmetleri, yazılım ve içerik
sanayi alt dallarında ulusal katkı payını yukarı doğru sıçratması,
-
Küresel
enformatik pazarından pay alabilmek için bölgesinde öncülük
yapması,
-
Ve
bütün bunları gerçekleştirecek
politikalar ve yapılanmalar üretilmesi
olan katılımlı bir projedir.
TUENA
Çalışması sırasında 2010 yılında, 70 bin kamu, 50 bin kamuya açık
erişim mekanı, 130 bin eğitim, 20 bin sağlık ve 45 bin engelliler için
erişim ve 100 bini özel iş yeri olmak üzere toplam 428 bin birimin en
az 155 Mbit/s hızında bağlanabileceği bir ağ öngörülmüştür.
Yine bu çalışma çerçevesinde, Türkiye’deki
üniversitelerin ve araştırma kuruluşlarının şu anki en düşük
Akademik Ağ ihtiyaç düzeyi şöyledir: En yavaşı 2 Mbit’lik hızlarda
bağlantılardan başlayan (ve uzaktan eğitim uygulamalarında sunucu
pozisyonundaki üniversiteler için) 34 Mbit’e kadar çıkan hızlarda
omurga ağına bağlayan bir iç ağ, bu bağlantıları destekleyecek en
az 155 Mbit’lik kapasitede bir omurga ağı, bu omurgayı da en az 155
Mbit geliş hızında bir kapasite ile yurtdışına bağlayacak bir yapı.
1997
yılında bu çalışma kapsamında yapılan ve hane halkının iletişim
araç ve hizmetlerine sahipliğini ölçen çalışma ile 2000 yılında
yine Kurumumuz tarafından bu alanda yapılan çalışmaların sonuçlarının
karşılaştırılmasından ilginç sonuçlar çıkmaktadır. Konumuzla
yakın ilişkisi nedeniyle bu bağlamdaki sonuçlardan yalnızca bir
tanesini belirtmek istiyorum: Internet’deki yaygınlaşma % 1.2’den %
7’ye çıkarak yaklaşık altı misli bir artış göstermiştir. Ancak
bu sayının da çok düşük olduğu gözardı edilmemelidir.
Dünyada
çok yaygın olarak kullanılmaya başlamış olan uzaktan senkron veya
asenkron eğitim olanaklarının en yaygın ve doğal uzantısı olan
Akademik Internet, Türkiye’nin yetişmiş insan açığını hızla
kapatarak, Avrupa Birliği’ne entegrasyonda ihtiyaç duyulacak kadroların
yetiştirilmesinde çok önemli rol oynayacaktır. Ancak belirtmek gerekir
ki, TUENA Raporumuzda öngörülen ve ulaşmak için olanaklarımızı
seferber ettiğimiz hızlar bile Avrupa standardının çok altındadır.
Örneğin, AB ülkeleri içinde Internet Hatları kapasitesi açısından
en zayıf durumda olan Yunanistan’da
dış bağlantı kapasitesi 189 Mbit’dir. Avrupa Akademik Ağı’nın
2001 yılındaki planlanan hızı ise 2500 Mbit'dir.
Avrupa
Komisyonu tarafından Aralık 1999 tarihinde kabul edilen E-Avrupa Girişimi,
Avrupa’yı dünyadaki en dinamik ve rekabet gücü yüksek pazar haline
getirme amacına yönelik olarak, özellikle Internet alanında yeni
ekonomi için gerekli altyapıyı kurmayı hedeflemektedir. Girişim, bu
hedefe yönelik üç temel amaç belirlemiştir: Daha ucuz, daha hızlı
ve daha güvenli Internet; insan kaynağına yatırım ve Internet kullanımını
özendirmek.
Bu
amaçla 2002 tarihine kadar sürecek bir eylem planı hazırlanmış ve bu
eylem planı çerçevesinde özel hedefler ve hedeflere yönelik ölçüm
kriterleri belirlenmiştir.
Türkiye-Avrupa
Birliği ilişkilerinde belirleyici özelliği olan ve ülkemiz açısından
hedefler ortaya koyan Ulusal Program’ın 17. bölümü olan “Bilim ve
Araştırma” başlığı altında,
“Hükümetimiz
AB çerçevesinde başlatılan ve yürütülmekte olan E-Avrupa girişimini
desteklemekte ve bu girişime katkıda bulunmak istemektedir. Türkiye’de
Bilgi Toplumu oluşturmak amacıyla E-Türkiye girişimini başlatıp, yönlendirmeyi
ve Avrupa Birliği’ndeki çalışmalarla eşgüdümü sağlayacak bir
kurumsal yapıyı, ilgili özel sektör, akademik çevreler, sivil toplum
örgütleri ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde
oluşturmayı hedeflemektedir.”
denilerek,
Türkiye’nin bu konudaki kararlılığı ifade edilmiştir.
Adı
geçen bölümde sorumlu kuruluş olarak gösterilen TÜBİTAK, Avrupa
Komisyonu tarafından E-Avrupa Girişimi’ni aday ülkelere yayma amacı
güden E-Avrupa+ Girişimi hazırlık çalışmalarına katılmakta ve
sekreterya hizmetlerini yürütmektedir.
Bu
kapsamda, Dışişleri Bakanlığı koordinasyonu altında ülkemizde
konuyla ilgili tüm kurumların katılımıyla ortak bir görüş oluşturma
çalışmaları halen devam etmektedir. Bu çalışmaların sonuçları AB
yetkilileri ile yapılan temaslarda dile getirilerek, ülkemizin 15-16
Haziran tarihlerinde Göteburg’da yapılacak olan AB Zirvesi’nde
resmen açıklanacak olan E-Avrupa+ Girişimi’nin resmi bir üyesi olması
sağlanacaktır.
Şimdi
dikkatlerinize ilginç bir rapordan ilginç bir paragraf sunmak istiyorum.
“Ülkemiz
ITC devrimine ayak uydurmada diğer ülkelerin çok gerisinde kalmıştır.
Bu gerilik IT’nin özellikle ticari sektöre ve kamu yönetimi sektörüne
yaygınlaşmasında kendini göstermektedir. Dünyanın bu kadar hızlı
değiştiği (belki de insanlık tarihinin tanık olduğu en hızlı değişim)
bir dönemde ülkemizin IT devrimini özümsemedeki geriliği gelecekteki rekabet gücümüzde tamir edilemez kayıplara
yol açabilecektir.
Ülkemizin
Internet kullanımında diğer ülkelerin gerisinde kalmasındaki en büyük
neden, esas olarak telekomünikasyon ücretlerinin yüksekliği ve iletişim
ağlarının işletilmesindeki sınırlamalardır; bunların nedeni de
esas olarak telekom pazarındaki tekeldir. Telekom pazarı 1985’de
libarelleştirilmiştir; yabancı firmaların bu pazara girmesi de
yenilerde kolaylaştırılmıştır. Bununla birlikte, hala varolan sınırlamalar
ve karmaşık bürokratik mevzuat telekom kuruluşlarının adil ve etkin
rekabetinin önündeki büyük engellerdir. Çağdışı kalmış pek çok
mevzuat Internet’in topluma yaygınlaştırılmasını engellemektedir.
Özetlersek; kurumsal / mevzuatsal problemler Internet’in yaygınlaştırılmasındaki
en büyük engeldir.”
Sizleri
meraktan kurtarayım; bu bir Türkiye Raporu değil. 27 Kasım 2000
tarihinde yayımlanmış Japonya’nın temel IT Stratejisi Dokümanı’ndan
birebir tercüme edilerek alınmış bir pasaj. Bu rapor, dünyanın
ikinci büyük ekonomisinin geleceğini planlarken en önemli gördüğü
konunun ne olduğunu göstermesi bakımından çok önemli dersler içeriyor.
E-Avrupa Girişimi ile, Japonya Temel IT Stratejisi Raporu’ndaki
benzerlikler çarpıcı; aklın yolu bir değil mi ? Bu konu ülkemiz için
daha az önemli sayılabilir mi ?
Yeri
gelmişken bu bağlamda kısaca değinmek istediğim bir nokta daha var.
Konumuzun en önemli aktörünün TT olduğunda sanırım hepimiz
hemfikiriz. Çoğu ülkede olduğu gibi TT bu sektörde ikili rol
oynamaktadır: Hem altyapı hizmetleri vermekte, hem de servis sağlayıcı
olarak çalışmaktadır. 2000 yılında veri iletişiminde tekel kalkmış
olmasına karşın henüz uygulamada kayda değer bir değişiklik olmamıştır.
Bu bakımdan da, altyapı hizmetlerinde fiilen bir tekel olduğu söylenebilir.
2003 yılında ses’te tekel kalkınca telekomda liberalizasyonun ne ölçüde
gerçekleşeceği de henüz belli değildir. Liberalizasyon sektöre
rekabet getirecek ve fiyatlarda ciddi düşüşler olabilecektir (pek çok
ülkede yaşanan bu gelişme bizde de GSM sektöründe yenilerde yaşanmış
ve savı doğrulamıştır). Özetlersem; toplumsal menfaat
liberalizasyondadır.
Telekomünikasyonun
önemi yalnızca çok karlı bir faaliyet olmasından kaynaklanmıyor; asıl
önemi yarattığı yeni ekonomik değerler ve yeni toplum
dinamiklerindedir. TÜBİTAK’ın ULAKBİM ile yaptığı ve yapmaya
devam edeceği, araştırma ve eğitim sektörüne Internet üzerinden bu
dinamizmi sağlayarak bir sıçrama yaptırmaktır; uzaktan eğitim,
uzaktan sağlık hizmeti (telemedicine) vb. uygulamalarla yurtiçinde ve dışındaki
bilimcileri ve öğrencileri sanal ortamda biraraya getirmektir.
13
Aralık 2000 tarihinde yapılan 6. BTYK toplantısında ULAKNET’i çağdaş
düzeye yaklaştırmak için bir karar alınmıştır. Alınan bu kararın
hayata geçirilmesiyle, yukarıda da belirttiğim üzere, üniversite ve
araştırma geliştirme kurumlarının bilgi kaynaklarına elektronik
ortamda hızla erişmelerini sağlamak, bir yandan öğretim ve araştırmayı
bütünleştirmek ve ortak araştırmayı desteklemek, bir yandan da
sağlık ve eğitim alanlarında üniversitelerin uzaktan hizmet
vermelerini mümkün kılmak için kurulan ULAKBİM’in hizmet kalitesi
uluslararası standartlara yükseltilebilecektir. Internet’in toplumun eğitiminde
ne kadar önemli bir araç olduğu ve önümüzdeki yıllarda haberleşmenin
ve bilgiye ulaşmanın büyük ölçekte elektronik ortamda yapılacağı
gözönüne alınarak bu alana hakettiği oranda kaynak ayrılmalıdır.
Değerli
Konuklar,
Ağustos
2000'de ülkedeki tüm üniversite rektörlerine bir mektup yazdım. Amacım
ULAKNET'in yurtdışı kapasitesini artırdığımızı duyurmanın yanısıra
bu ağı hem hayatta tutmak hem de ulaşması zorunlu noktalara taşımak
için destek istemekti. Şöyle demiştim: "Üstesinden gelmek için
tüm olanaklarımızı seferber ettiğimiz ve başarılı olduğumuz bu
zorlu uğraşta, biz yolu açıyoruz, sistemin diğer aktörleri de devamı
için omuz versin."
Bugün
de aynı şeyi söylüyorum ve söylemeye bıkmadan devam edeceğim. Çünkü
Türkiye'de bilimsel düşünceyi egemen kılmak hepimizin amacıysa, öğretim
üyeleri, araştırmacılar ve öğrencilerden oluşan bir kitlenin
bilgiye erişim için candamarı olan ULAKNET'in yaşatılması da
herkesin ortak sorumluluğu.
Bilim
insanlığın önünde yeni ufuklar açar; bilimdeki gelişme teknolojiyi
besler; teknolojiyle gönenç artar, yaşam kolaylaşır. Gururla söylüyorum;
ülkemize Internet’i TÜBİTAK getirdi; tüm üniversiteleri ve bilim
kuruluşlarını sanal ağlarla dünyaya bağladı. Türkiye’nin aydınlık
beyinlerine, ülkeyi bilgi toplumuna taşıyacak bu bilgi otoyolunda
keyifli yolculuklar diliyorum.
|